Sarıkamış

Sarıkamış Beyaz Hüzün!

Kars gezip de bir türlü bitiremediğiniz harika bir destinasyon.

Sarıkamış ise adeta büyüleyici bir etkiye sahip. Kış tam etkisini göstermeden bu kadar keyifli yerleri yaşamanızı öneririm. Gerçi Kars’a gelince, şehitlikleri görünce hüzünlenmemek imkânsız. Bu zamanda rahat yaşıyorsak, cennetin en güzel köşelerini hak eden şehitlerimiz sayesinde.


Şehitlikler

1914 yılında Osmanlı Rus Savaşı’nın acı bilançosu “Sarıkamış Dramı” olarak biliniyor. Allahuekber Dağı’nın bulunduğu yerde Rus Ordusu’nu imha etmek için yapılan mücadelelerde dağların fiziksel koşulları, lojistik destek yetersizlikleri ve en önemlisi de dondurucu soğuklar, yüz binlerce askerimizin hayatına mal olmuş. Mekanları cennet’in en güzel köşeleri olsun şehitlerimizin.


Dikenli Tabya, Askerderesi, Turnagöl, Bardız Geçidi, Kaynak Çermik Yayla, Mescitli Köyü Deliktaş Mevkii, Soğanlı, Karaurgan Köroğlu Köyü Çakırbaba, Bozat Köyü Akbaba, Yağbasan Köyü ve Yayıklı Köyü Divik’de şehitlikler bulunuyor. Bazı şehitlikler yaylalarda bulunuyor ve ulaşım biraz zor.

Her yıl Aralık veya Ocak aylarında, bölge’de “Sarıkamış Şehitleri’ni Anma Yürüyüşleri” yapılıyor.


Sarıkamış Harekatı’na katılan bir Mehmetçiğin annesi’ne yazdığı son mektup şöyle:
Ana, sana bu mektubu Allahu ekber dağında yazıyorum. “Galiba veda vakti geldi. Hakkını helal et anam! Elif kıza selamımı söyle. O cepheden bu cepheye atıldık. Aşk makamında bir türkümüz olmadı. Bu yüzden sevdamız gazi, Aşkımız şehittir bizim. Elif kızın üstünden, elim kalkmıştır gayri. Hakkını helal et! Üzülme ana, ağlama. Saruhanlı nere, Sarıkamış nere deme? Sarıkamış için ölmeyi bilmiyorsa adam, Saruhanlı için nasıl yaşar? Her seher vakti, secde aydınlığındaki ak alnını öptüğümü bil. Ama beni öldü bilme. Ne diyor Yunus Ata: “Ölürse ten ölür, Canlar ölesi değil.”
Mekanı cennetin en güzeli olsun şehidimizin. Ne kadar duygulu ve asilce yazılmış bir mektup. Aşkını da serbest bırakıyor bu dünyada.

Katerina Av Köşkü

Kars’ın Sarıkamış ilçesi’nde bulunan köşk,19.yüzyıl sonları’nda Rus Çarı II. Nikola tarafından eşi Katerina adına yaptırılmış. Dikdörtgen planlı ve üç bölümden oluşan yapı, yüzyıllar geçse de güzelliğiyle kendine hayran bırakıyor.


Köşk’ün, temel duvarları taştan, cephe duvarları ise ahşap ile kaplanmış. Ormanın içinde çam ağaçları’nın arasına saklanmış, büyüklüğü ve muhteşem görüntüsü ile yıllardır dimdik ayakta duruyor. Benim içimi acıtan ise, bu güzelliğin biraz atıl bırakılması ve içinde hiçbir görevli’nin bulunmaması. Bu değerlere sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. En kısa zamanda renove edilerek, turistlerin en çok tercih edeceği yerlerden biri olacağını düşünüyorum.


Doyumsuz tarihimizi yaşamanız dileğiyle!

Sevil Deniz

ınstagram sevildeniz



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Isparta Mutfağı’nın Kabune Pilavı'nın Hikayesini Biliyor musunuz?

Bahar Aylarında İştahınızı Baskılayacak Tüyolar!

Bord Istanbul ve Beşiktaş Deniz Müzesi