Londra


LONDRA



Londra, müzeleri, sarayları, her zaman yağan yağmuru, Buckingam Sarayı, dünyaca ünlü iki katlı kırmızı otobüsleri, telefon kulübeleri, ölümsüz Lady Diana’sı ile asil bir şehir.

Dünyanın en eski kentlerinden biri olan Londra, 2000 yıl önce Romalılar tarafından kurulmuş.

Kasvetli havası ve her zaman yağan yağmuru biraz beni bu şehirden soğutuyor. Ama baharda gerçekten de keyifli…

Her sene Dünyanın en büyük Turizm fuarlarından birinin Londra’da yapılması nedeniyle sık ziyaret ettiğim şehirlerden.

Eskiden çok daha kaliteli ve sokaklarında asaletin hakim olduğu bu şehir de zamanla değişime uğruyor.



Londra’da müzeler o kadar çok ki nereden başlayacağınızı şaşırıyorsunuz.

British Museum ve Madamme Tussauds müzeleri benim favorilerimden.

Atatürk’ün balmumun'dan yapılmış heykelini seneler önce gördüğümde inanılmaz mutlu olmuştum.

Şehrin her köşesine serpiştirilmiş muhteşem müzeler ise soluksuz geziliyor.

British Museum ise insanlık kültür ve tarihini 7 milyondan fazla eserle gözler önüne sermekte…





Lady Diana'nın evi olan Kensington Palace, benim gibi hayranlarından olanların kaçırmaması gereken eşsiz güzelliklerden.

Kraliçe'nin evi olan Bukingham Sarayı'nın ihtişamını görmek istiyorsanız; bu saray Ağustos-Ekim ayları arasında kısmen ziyarete açık…

Kraliyet hazinelerinin sergilendiği London Tower ise görülmeye değer.



2012 Olimpiyatlarının Londra’da yapılması şehirde bazı değişikliklere neden olmuş.

Sincapları ile ünlü Hyde Park’ ın yeşillikler arasında bahar ve yaz aylarında tadını çıkarmak ise bir harika…

Yılbaşında Londra harika görüntüler içinde. Her yer inanılmaz şekilde süsleniyor. Oyuncak mağazaları o kadar güzel süsleniyor ki inanın içinizden çocuk olmak geliyor.

Londra Gezilmesi Gereken Yerler
Buckingam Palace, Hyde Park, Oxford Street, Knigtsbridge Street, Regent Street, Piccadilly Circus, Thames Nehri, Big Ben, Harrods’s Mağazası, Tate Modern, Madamme Tussauds Müzesi, Tower Bridge, London Tower, Westminister Sarayı…
Londra’da Mutlaka Yapılması Gerekenler
Thames Nehri’nde yapacağınız tekne turu ile şehri farklı açılardan gözlemleyebilirsiniz.




135 metre uzunluğundaki bir dönme dolaptan şehri keşfetmek ise ayrı bir heyecan. London Eye’ın ışıklandırması ile Londra’nın simgelerinden birisi olmuş…

Dünya’nın en kaliteli ve lüks mağazalarından biri olan Harrod’s da kendinize uygun birşeyler bulacağınıza eminim.

Londra’da Yeme İçme Kültürü

İngilizler çayı sütlü olarak tüketirler. Eğer çay tiryakisiyseniz, Harrod’s’ın en alt katındaki alışveriş merkezinden çay almanızı öneririm.



İngilizler’in Publarında, soğuk tavırlarına aldırmadan keyifli dakikalar geçirebilirsiniz.

Harrod’s Mağazası’nın en alt katında suşi ve çikolata tadımları yapmanızı öneririm.



İngilizlerin yemek kültürü’nün Fransızlar kadar gelişmiş olduğunu söyleyemeyeceğim. Benim Londra’da vazgeçemediğim tek yemek ‘’Fish and Chips!'' İngilizler patates kızartmasına sirke ekliyorlar. İlk zamanlarda yadırgadığım bu tat sonradan hoşuma gitmeye başladı. Denemenizi tavsiye ederim.







Keyifle gezmeniz dileğiyle !

Sevil Deniz

www.sevildeniz.com

instagram sevildeniz
















































































Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Isparta Mutfağı’nın Kabune Pilavı'nın Hikayesini Biliyor musunuz?

Bord Istanbul ve Beşiktaş Deniz Müzesi

Bahar Aylarında İştahınızı Baskılayacak Tüyolar!