KAPALIÇARŞI

Saffet Emre Tonguç Rehberliğinde Bir Günlük Pahabiçilemez Değerde
Kapalıçarşı Keyfi…

Labirent sokakları, birbirinden güzel mağazaları, devasa kapıları, halıcıları, dericileri, yazmacıları, sarrafları, her dinden birbiriyle kaynaşmış esnafı ile yaşanması lazım Kapalıçarşı’nın. Ayrı bir kültür karmaşasıdır Kapalıçarşı.

Bir de çarşının tavla oynayan esnafının eğlencesine rastlarsanız, tadından da doyulmaz. Gülümseye gülümseye yolunuza devam edersiniz ama aklınız onlarda kalır. Sabah saatlerinde başlarsanız gezmeye akşam olduğunda gezemediğiniz bir çok yer kalır bu efsane yerde. 15.yy’dan bu yana hala dimdik ayakta. İstanbul’un yedi tepesinden ikinci tepenin üstüne kurulmuş ve tarihi bize yaşatıyor.

Uzun süreden beri üstadım olarak saydığım, gezgin Saffet Emre Tonguç’un turlarına katılmak istiyordum ama ne yazık ki bir türlü zamanlamayı ayarlayamıyordum. Son dakikaya kadar programım belli olmadığı için hep mahrum kalıyordum bu gezilerden. Hatta geçen sene Boğaz’daki Erguvan Turu’nu iki kere iptal etmek zorunda kaldım. İtiraf ediyorum bu seferki gezi için, yapacağım toplantıyı erteleyip bu güzel programda anı yaşama kararı aldım. Bir çok modacı ile Saffet Emre Tonguç liderliğinde harika bir Kapalıçarşı turu. Benim için Kapalıçarşı, avucumun içi kadar iyi bildiğim yerlerden biridir.

Saffet Emre ile bu turu gerçekleştirmek ise ayrı bir keyif.Turu bitirdiğinizde aslında çok az şey bildiğinizi de düşüneceksiniz benden söylemesi. Kapalıçarşı hakkında o kadar çok sır veriliyor ki size anlatamam.Ve ilk anlardan itibaren doğru yerde olduğuma karar verdim. Kendinizi  gerçekten de bir rüya aleminde hissediyorsunuz.

Türkiye’de her zaman yaptığı işlerle kendisini üstad olarak gördüğüm Saffet Emre Tonguç’un  benim için her zaman bir ayrıcalığı vardır. Her konuda kendini yetiştirmiş, eğitimli, asil, bilgisini paylaşan, yardımsever biridir Saffet’cim.

Dünyanın önemli isimlerine ev sahipliği yaparak ülkemizi harika bir şekilde temsil ediyor. Tabir-i caizse Kapalıçarşı’yı da avucunun içi kadar iyi biliyor. Madeleine Albright’tan Oprah Winfrey’e kadar dünyaca  tanınan  bir çok kişiyi ağırlamış yıllardan bu yana.

Bizim dostluğumuz gençliğimize kadar dayanıyor. Neredeyse 30 senenin üzerinde. Saffet çok sevdiğim bir abimin arkadaşı olduğundan dolayı eskiden beraber çok keyifli günler geçirmişizdir. Zamanla birbirimizi göremediğimiz zamanlar oldu fakat geçen hafta  üçümüz bir araya geldiğimizde konuşulanlar çocukluk hatıraları ve samimi duygularımızdı. O günlerdeki gibi saf ve temiz. Ne yazık ki pek rastlanamıyor zamanımızda bu duygulara. Ama çok şükür ki biz ailece halen bu dostlara sahibiz.



Hadi biraz da Kapalıçarşı’da geçirdiğim güzel günden size bahsedeyim…
Nuruosmaniye  Kapısı’ndan yapılan girişimizin ardından, Kapalıçarşı’nın gizemli bölümlerinden tutun da bilmediğiniz, görmediğimiz, gizli saklı yerleri gezerken, birbirinden değişik hikayelere sahip olan dükkan sahipleriyle de bizleri tanıştırmaya başladı Saffet Emre.

Kapalıçarşı’nın içinde o kadar çok hikaye saklı ki. Neredeyse 4000’e yakın dükkan bulunmakta. Hepsinin de ayrı bir hikayesi var.

O kadar gizli ve ulaşamayacağınız yerleri bizlere tanıtıyor ki. Esnaf ile olan diyalogları o kadar içten ve samimi. Bir sürü gerçek bilgi de bize aktarıyor. Mesela James Bond’un filmi çekilirken kiremitlerini kırıldığı da doğru değilmiş. Nasıl çekmişler o kadar yükseklikte filmi? İnanın biraz ürkütücü. Bond filminin verdiği zararlar yerine onarılmış çatılar olduğunu öğretti Saffet Emre bizlere. Eh bu da doğru bilginin kaynağı. Bu kadar yüksekten İstanbul’u seyretmek inanın ayrı bir keyif.

Kapalıçarşı da o kadar çok yere girdik ve çıktık ki. Hepsinden bahsetsem inanın başınız döner. Cevahir ( İç Bedesten ) Sandalhan, Sıraodalar Sokağı, Zincirli Han, Feraceciler Sokağı, Mavi Köşe Sanat Evi, Nick’, Empire Home, Yazzma, Saatçi Ali, Büyük Valide Han, Dhoku Halı, Mekhann, Mourath Pasha gezdiğimiz yerlerden.  Cashmere House, Ottoamano’nun şalları gerçekten de baş döndürücü güzellikte. 
Efsane Gramofoncu Mehmet Usta ise beni gerçekten çok etkiledi. İçeride adeta bir tarih yaşıyordu. Nazenin ama bir o kadar da bilgi kaynağı. Zeki Müren’den bize harika bir şarkı dinletti. Elimizde kalan son değerlerden Mehmet Usta. Zümrüt Büfe’de döner, Kilisli Kebapçı Ali Usta‘ da ise kebap yemeyi unutmayın.

Klima ve tabelaların çirkin görüntüleri dışında Kapalıçarşı’dan tam bir tarih fışkırıyor. Umarım tarihe biraz saygı duyularak  renove edilir.


Kapalıçarşı da kaybolmamak mümkün değil. Hani eskiden olduğu gibi arkanızdan un akıtsanız bile çuvallar inanın yetmez. Kapalıçarşı da Çukur Muhallebici benim kerteriz aldığım yerdir. Denizci dilinde kerteriz izlemenin  anlamı: (gerçek bir arazi kerterzinden elde edilen bir açı ve hedeflenen yer kullanılarak, harita üzerindeki yerimizi bulmamızı sağlar.) Çukur Muhallebici, neredeyse 1850 yılların’dan bu yana dimdik ayakta. Çok şirin bir bina, Şu sıralarda kuyumcu olarak hizmet vermekte.



Saat 15.00 gibi çıkılan hızlandırılmış Kapalıçarşı programı inanın saat 18.00’e doğru Surplus Restora’ndaki leziz tadımlarla son buldu. Surplus’da çok şık ve bölgedeki en seçkin restoranlardan. Vedat Başaran’ın hünerli ellerinden yine harikalar yaratılmış. Sunumlar, dekorasyon, ambiyans hizmet kalitesi gerçekten de kusursuz. Restoran konusundaki başarısından dolayı, bize Vedat bey’i tebrik etmek düşüyor.

Eğer siz de Saffet Emre Tonguç ile turlara katılmak istiyorsanız, kendisine ait internet sitesinden turlarına ulaşabilirsiniz.



En kısa zamanda bu güzellikleri yaşamanız dileğiyle!


Sevgiyle kalın!

Sevil Deniz

www.sevildeniz.com

instagram sevildeniz

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Isparta Mutfağı’nın Kabune Pilavı'nın Hikayesini Biliyor musunuz?

Bord Istanbul ve Beşiktaş Deniz Müzesi

Bahar Aylarında İştahınızı Baskılayacak Tüyolar!